Tüm zorluklara göğüs germeyi bilen, mesleğine duyduğu
sevgiyle çalışma azmi bütünleşen, yarış sahalarının sevilen simalarından olan
genç antrenörlerimizden İsmail Gülbudak, birbirinden samimi açıklamalarıyla bu
hafta Yarış Dünyası’nın konuğu oldu. Faal yarış binmeyi bıraktıktan sonra mutfak
kısmına geçen konuğumuz hedefi ne ulaşma yolunda emin adımlarla ilerlerken usta
atçı ve Antrenör Osman Ertem’in öğütleri hep kulağında çınladı. “-Artık
hedeflerimi büyütmeli ve başarmalıydım” diyen Gülbudak’dan işte başarıya uzanan
meslek yolculuğuyla ilgili uzun yıllar hafızalarda yer edecek anektodlar...
-
Hakan Demirci: Sevgili İsmail, bu mesleğe nasıl ve nerede
başladın? Meslek hayatın nasıl şekillendi? Yarış Dünyası okurlarıyla
paylaşır mısın?
-
İsmail Gülbudak (Antrenör): Bu mesleğe 1983 yılında
başladım. Ancak Osman Ertem Hocam’ın yanında bu mesleğe başlamaya çalıştım,
dersem daha doğru olur. Çalıştım diyorum çünkü hocam, beni bu meslekten hep
uzak tutmaya, mesleğin en zor hallerini anlatmaya çalıştı. Ben ise her
defasında öğütlerini ikinci kez söyletmemeye çalışıyor, çok sevdiğim bu işi
meslek olarak yapmak istediğimi kendisine söylerdim. Öğütleri arasında her
sabah erken kalkmam gerektiğine, diyar diyar gezeceğime, başarı kadar
başarısızlığın da olduğuna değinirdi. “Para kadar parasızlıkta var, unutma”
derdi. Ben herşeye rağmen bu yola baş koydum. Kendisiyle çalışmak
istiyordum. Bir gün kendisine: “-Ağabey, sen ne dersen o işi yapacağım”
dedim. Bana dönüp baktıktan sonra : “-Ahırda ol” dedi. Ertesi sabah saat
04.00’de ahırdaydım. O gün bu gündür her sabah aynı saatte işimin başında
hazır olurum. Bu arada geçen zaman diliminde apranti lisansımı aldım ve çok
değerli büyüğüm olan Sayın Öngün Tunador’un GÖKSU isimli İngiliz safkanıyla
ilk defa fotoda birinciliğe uzandım.
-
Hakan Demirci: Meslek hayatını idman jokeyi olarak
sürdürüyorsun. Peki idman jokeyi olmaya nasıl karar verdin ve kariyerinin bu
perdesi sana ne gibi kazanımlar getirdi?
-
İsmail Gülbudak (Antrenör): 1998 yılında evlendim. Evimin
geçimini sağlamak ve mesleğimde başka kulvarlarda da yol almak istiyordum.
İşte bu nedenden dolayı faal yarış binmeyi bırakıp işin biraz daha mutfak
kısmına geçtim. İdman jokeyliği bana zaman içerisinde pek çok detayı
öğretti. Artık safkanların günlük performanslarından ziyade daha uzun vadeli
durumları beni ilgilendiriyordu. Aslında hedefi m sadece idman jokeyliği
yapmak değildi. Artık kendi atlarımı hazırlamak, biraz daha işin içinde
olmak istiyordum. Açıkçası antrenörlük yapmak asıl hedefimdi. 2007 yılında
daha eski dönemlerde lisansı olan jokeylerin, antrenörlük için lisanslarını
çevirme olanağı sağlanınca hiç tereddütsüz ben de lisansımı çevirdim ve bir
bakıma hedefime ulaşmış oldum. İlk imzamı değerli At Sahibi Nezih Tankoç’un
GOLD MASTERPICE isimli atına attım.
-
Hakan Demirci: Çok büyük istek ve çalışma gayretiyle icra
ettiğin antrenörlük hayatındaki başarılarından bahseder misin?
-
İsmail Gülbudak (Antrenör): Evet... Hedefi m buydu ve
nihayetinde istediğim işi icra eder durumdaydım. Artık hedeflerimi büyütmeli
ve başarmalıydım. Bunun içinde Hocam Osman Ertem’in sözleri kulağımda hep
küpe olmuştur. Başarmak için çalışmak ve iyi bir ekip gereklidir, derdi
hocam. Yüce Allah’ın yardımları ile ATEŞİN KIZI isimli safkan ile sahaya
çıktık. 2008 yılında Kaya Erkul Kupası Koşusu’nu kazandık. Yine aynı yılın
Kasım ayında bu kez aynı safkanımız ile Cumhurbaşkanlığı Kupası Koşusu’nu
kazandık. Sanırım, meslek hayatımın en mutlu günüydü. Şeref locasına kupayı
almaya gittiğimde Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül bana : “-Antrenör siz
misiniz?” diye sormuştu. “-Evet” dediğimde kendisi de: “-Çok gençmişsiniz.
Ben yaşlı birini bekliyordum. Ne güzel, inşallah siz daha çok başarılar elde
edeceksiniz. ” demişti. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konuşmalarını hayatım
boyunca unutmam mümkün değil.
-
Hakan Demirci: Meslek hayatın aile yaşamında nasıl boyut
kazandı? Eşin seni destekliyor mu?
-
İsmail Gülbudak (Antrenör): Aslında gençlik yıllarımda
eşim, mesleğime çok fazla karışmazdı. Ancak yaşanan kazalar ve sakatlıklar
onu da korkutmuş olmalı ki özellikle at çalıştırmamı pek istemiyor. Ancak ne
kadar zor da olsa antrenörlük ve idman jokeyliğimi aynı anda bir süre daha
devam ettirmek zorundayım. 1998 yılında evlendik. Allah bağışlasın bir
oğlumuz var. Bundan sonraki tüm uğraşlarım oğlum ve ailem için olacaktır.
Eşim de bunun farkında.
-
Hakan Demirci: İsmail Gülbudak’ın bir günü nasıl geçer?
-
İsmail Gülbudak (Antrenör): Bildiğiniz gibi sabahın çok
erken saatlerinde işimizin başındayız. Saat 03.40 benim uyanma saatim.
Kahvaltı derken sahaya geldiğim saat 04.30 oluyor. Saat 10.00’a kadar
sahadaki işlerimiz sürüyor. Nitekim yıllardır bu tempo hiç bozulmadı. Allah
yardım etsin de bu tempo hiç bozulmasın. Sahaya ilk geldiğimde mutlaka pisti
kontrol ederim. Sonra ilgili olduğum atların hazırlanmasını ve tüm
kontrollerini yapar sahaya gelmelerini sağlarım. Akşam işlerimiz ise saat
17.30’a kadar devam eder. Rutin işlerimizi bitirdiğimde ertesi güne hazır
olmak zorunda olduğumu bilirim. Aslına bakarsanız bizim işimiz çok ama çok
zor. Baban ölse göremezsin, çocuğun olsa göremezsin, büyütemezsin. Evin olsa
mevlüt okutamazsın. Bizim işimiz böyle bir iş. Kısacası dışarıdan görüldüğü
gibi değil. İçi sizi, dışı bizi yakar. Ancak ne varki meslek olarak
seçmiştim ve gittiği yere kadar Allah’ın izniyle gidecektir.
-
Hakan Demirci: Meslek yaşamında sende iz bırakan
safkanlar hangileridir?
-
İsmail Gülbudak (Antrenör): Meslek yaşamım boyunca
elbetteki ben de hatıraları olan safkanlar var. GOLD MASTERPICE,
Cumhurbaşkanlığı Kupası Koşusu galibi ATEŞİN KIZI, ilk bindiğim ve
kazandığım GÖKSU ayrıca son dönem elimdeki en klas safkan olan THYPHON GIRL
ben de hep ayrı yerleri olan safkanlardır.
-
Hakan Demirci: Sevgili İsmail, Yarış Dünyası okurları
adına gerçekleştirdiğimiz bu keyifl i röportaj için teşekkür ediyor, meslek
hayatında başarılarının daim olmasını diliyoruz.
-
İsmail Gülbudak (Antrenör): Ben de bu röportaj için at
yarışı camiasının tek yarış dergisi olan Yarış Dünyası’na teşekkür ediyor,
başarılar diliyorum. İyi ki varsınız...
Bu haber toplam 45 defa okundu.