24 Mayıs 2012 Perşembe 15:37
RSS
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Davutpaşa Olayı
01 Şubat 2008 Cuma - 10:43:29
İstanbul Davutpaşa daki patlama konusunda söylenenler ve söylenebilecekler bir aczin ifadesinden öteye gidemeyecektir ne yazık ki.

İstanbul Davutpaşa daki  patlama konusunda söylenenler ve söylenebilecekler bir aczin ifadesinden öteye gidemeyecektir ne yazık ki. Bu işin köklerine baktığımızda 1475 sayılı iş yasası ve bağlı tüzüklerin uygulanmayışı-uygulanamayışı neticesinde çarpık sanayileşme ve yasa yapıcının yaptığı yasanın arkasında durmayışı ile bir türlü oluşturulamayan Güvenlik (İş Güvenliği) kültürünün yattığını görmek mümkündür.Yıllarca İstanbul da gecekondular yapılır.Bu gecekondulara yerel yönetimler ve ilgili kurumlar yol yapar,kanalizasyon yapar,su getirir,elektrik bağlar,telefon hizmetleri sağlanır,muhtar seçilir,ilkokul-ortaokul,lise ve meslek liseleri yapar,karakollar inşa eder yetmez belediye oluşturur,kaymakamlık ihdas eder.Tüm bu hizmetlerin karşılığında da usulünce dolaylı ve de dolaysız vergiler alınır.Gün gelir bir şekilde tüm bu hizmetlerin verildiği yerlerdeki yapılaşma bir nedenle kaçak,imarsız sayılır ve kapılarına yıkım için dayanılır. Şimdi İstanbul da yaşayanlar bu ve buna benzer Sanayi sitelerinin bulunduğu yerleri gözleri önüne getirsinler,ve hatta gidip gezsinler.Dapdaracık sokaklar,dört beş katlı devasa yayılımda binalarda yüzlerce işyerleri.Ve bu işyerlerinde pislik,havasızlık,gün yüzü görmeksizin geçen,yiten yaşamlar..Bu işyerlerinde kimin ne yaptığı, ne için yaptığı,neden yaptığı,ne ile yaptığı belli olmadan sürgit devam eden bir karmaşa..İnsanlar karıncalar gibi sadece kendi yerlerini,çalışma ortamlarını bilmekte her gün bir öncekinin tekrarı gibi işyerlerine gelerek;ne yaptıklarını,kullandıkları malzemelerin,yarı mamullerin kendi sağlık ve güvenliklerine zararlarını etkilerini dahi bilmeden,gelecek nesillerine etkilerini dahi bilmeden,sosyal güvencesiz ama sessiz,sedasız çalışarak ekmek arası kaşar ve gazozla karınlarını doyurarak evlerinin geçimliklerini kazanma peşindeler.Bırakın kendi işlerini komşu işyerlerinin üretim sistemlerini,hammadde ve yarı mamullerini dahi bilecekler,bununla birlikte yasal prosedürleri yerine getirip getirmediklerini denetleyecekler;eğer bir uygunsuzluk görürlerse bunu yetkili makamlara İspiyonlamak suretiyle vatandaşlık görevlerini yerine getirecekler.Yetkili ve etkili makamlar çözümü bu şekilde sunuyorlar.

Oysaki Çalışma yaşamı; yaklaşık 50 yıldır girmeye çalıştığımız AB de yine elli yıldır İş Sağlığı ve Güvenliği ile ilgili uygulamaları yasa yapıcının çok sıkı denetiminde sürdürülmektedir.Orada işveren bilir ki bu tür bir çalışma içerisine girerse kendisinin bittiği gündür.

Peki ne yapmak gerekir?

Bu konuda henüz bir ulusal mevzuatımız yok.Çıkartılan ya da çıkacağından bahsedilen bir mevzuat var.Fakat o kadar rahat bir yapımız var ki,yasalar etki etmiyor.Yasalar etkili olsa idi bugün ceza evlerimizde işverenlerde,sorumlu müdür ve mühendislerden geçilmez,özel işveren cezaevleri yapımı işi ihaleye çoktan çıkartılmış olurdu.

En büyük eksikliğimiz ;yönetenler ve yönetilenler olarak Ülkemizde İş Güvenliği kültürünü yeterince geliştirememiş,yeterince benimsememiş olmamızdır.

Ülkemizde Avrupa Birliği uyum çerçevesinde çıkartılan tüm yasaların altyapı eksikliği bulunması buna engel oluyor.İş Güvenliği kültürümüzün olmayışı ve çeşitli kuruluşların çıkartılan yasa ve yönetmeliklere hemen iptal davaları açmaları,ardından gelen iptaller yasa ve yönetmeliklerin uygulanabilirliğini ortadan kaldırmakta bir boşluk doğmasına neden olmaktadır.Geldiğimiz bu noktada yasal süreçlerin yıllar alması,yeni çıkartılacak olan yasa ve yönetmeliklerin de iptal davaları ile karşı karşıya kalabileceği ihtimali İş Sağlığı ve Güvenliğinin önünü tıkayan başlıca etmenlerdir.Bilindiği üzere AB üyesi ülkelerde 50 yıla yakındır uygulanan yasalar ülkemizde toplumsal mutabakat sağlanmadan çıkartılınca şiddetli itirazla karşılaşmış ve uygulanamamıştır.Elbette ki itiraz edenlerinde haklı olduğu noktalar vardır.Ancak şu an görünen o ki uygulamada korkunç bir boşluk vardır.

İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda önemli bir uygulama yetkilisi olan İSG Uzmanı kavramı daha henüz ülkemizde oluşturulamamış ve uygulama olanağı da bulamamıştır.İşverenler kendileri için ek bir istihdam yükü olarak gördükleri İş Güvenliği Uzmanı çalıştırma yükümlülüğüne sıcak bakmamışlar ve cezası neyse razıyız mantığı ile davranmışlardır.İş Yeri Hekimine ise otuza yakın görevi olmakla birlikte pratikte sadece vizite hekimliği yaptırılmış.Basit rahatsızlıkları olan çalışanların hastane ve sağlık ocaklarına gitmeden bu hizmeti almaları sağlanmaya çalışılmıştır.Dolayısı ile çalışan zaman kaybetmeyecek,işveren de işgücü kaybı yaşamayacak ve üretim kesintisiz sürdürülmüş olacaktır.

Fakat 4857 sayılı İş Kanununun 5.bölümü olan İş Sağlığı ve Güvenliğinin ruhu ilgili yönetmeliklerdeki ifadelerden de anlaşılacağı üzere Risklerin tespit edilerek önlenmesi ve çalışanlara zarar vermemesi mantığı üzerine kurulmuştur.Çalışanların bu şekilde korunması ailelerin,işverenlerin,sosyal güvenlik kurumunun kısaca toplumun huzuru ve zarara uğramaması öngörüsüne dayanmaktadır.Daha önceki iş yasası reaktif yani olanlar olduktan sonra ne yapmak gerekir mantığını temel almaktaydı.Oysaki 4857 sayılı İş Kanunu ve bağlı yönetmelikler Proaktif yani olacakları önceden kestirerek gerekli önlemlerin alınması,Tehlikelerin ve Risklerin belirlenmesi esasına dayanmaktadır.Dolayısı ile belirlenen Tehlikeler ve Risklere karşı önlemler alınarak çalışanların ve işyerinin korunması,bunun doğru bir davranış biçimi olarak benimsenmesini,bir yönetim sistemi düzeni içerisinde kayıt altına alınarak sürdürülmesini zorunlu kılmaktadır.

Ancak pratikte yeterince uygulanmayan yasa ve yönetmelikler,üstüne üstlük denetim eksikliği de olunca yeterince etkin olamamaktadır.Hemen hiç uygulanmayan yasa ve yönetmelik hükümlerinin sözde ve görünüşte şeklen benimsenmesi neticesinde ülkemiz büyük kayıplar yaşamaktadır.İstatistiksel olarak baktığımızda İş kazaları ve Meslek hastalıkları sonucu 2005 yılında 1096 ölüm meydana gelmişken bu rakam 2006 yılında 1601 gibi bir sayıya ulaşmıştır.2007 istatistikleri ise henüz açıklanmamıştır.Ayrıca bunlar resmi SSK istatistikleri olup kayıtlara bile girmeyen vakaların olduğu yaygın bir kanıdır.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen 4857 sayılı İş Kanununun 5. bölümü yasadan ayrılarak ayrı bir İş Sağlığı ve Güvenliği yasası olarak çıkartılması hazırlıkları sürdürülmektedir.Bu konuda ciddi bir taslak hazırlanmış ve ÇSGB tarafından sosyal tarafların görüşüne sunulmuştur.İş Sağlığı ve Güvenliğinin sağlanmasının yolu bu konuda bir kültür oluşumundan geçmektedir.Kültürü oluşturmanın yolu da eğitimden geçmektedir.Dolayısı ile ilköğretimden başlayarak üniversitelere kadar tüm eğitim aşamalarında Mesleki Sağlık ve Güvenlik eğitimlerine ağırlık verilmelidir.Çünkü her mesleğin,her işin kendine özgü Sağlık ve Güvenlik sorunları vardır.Bu konudaki kültür oluşumu eğitim aşamalarına bağlı olarak genelden özele doğru geliştirilmek suretiyle yaygınlaştırılmalı,benimsetilmelidir.Dolayısı ile İş yaşamına hangi eğitim düzeyinde katılırsa katılsın çalışan belli bir davranış biçimi kazanmış olarak işe başlayacaktır.Daha sonra kendisine verilecek iş ve bu işle ilgili Tehlikeler ve Riskler konusunda bilgi sahibi olarak kendisini koruyacak,korunmasını talep edebilecektir.Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği politika belgemize de girmiş bu husus ilgili bakanlıkların koordinasyonuyla sağlanabilecektir.

Avrupa İş Sağlığı ve Güvenliği Ajansı yıllardır bir temayı seçmekte,faaliyetlerini bu şekilde organize etmektedir.Madencilik,Güvenli İnşaat,Kas ve İskelet Sistemi hastalıkları için Yükü Hafifletmek geçmiş yılların temalarıydı.Bu yılın teması ise İş Sağlığı ve Güvenliğinde Risk Analizi ve Değerlendirmedir.Ana felsefesi Riski tespit etmek,değerlendirmek,önlem almak ve kontrol etme prensiplerine dayanmaktadır.2008 yılının İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda önemli açılımların olacağı,düzenlemelerin yapılacağı bir yıl olması beklentisi toplumumuzda yaygındır.Bu düzenlemelerin,açılımların yine bir takım kaygılardan arındırılmış olarak,toplumun tüm katmanlarını kucaklayacak ,en küçük işyerlerindeki tek bir çalışanı dahi kapsayacak şekilde yapılması dileğiyle kazada yaşamını yitirenlerin ailelerine ve yakınlarına başsağlığı dilerim.

Zafer KESKİN
www.zaferkeskin.com


Hürriyet Video'larını izlemet için Flash 7 veya daha yüksek eklenti yüklenmeniz gerekmektedir. Yüklemek için tıklayınız!!!
Bu haber toplam 1359 defa okundu.
Puan Verin : 1010101010
YorumlarBu habere toplam 2 yorum yapılmıştır...
aslı hankişi     31 Aralık 1969 Çarşamba
Ne oldu?
Bu konu da ne oldu?Gelişmeler ne oldu?Üzerini kapattılar mı?Bu da mı unutulup gidecek?Yazıklar olsun...
utku alpaslan     31 Aralık 1969 Çarşamba
Çok güzel
Olayları çok güzel değerlendiren bir yazı.Yürekten katılıyorum.Gerçekten İSG ülkemzide kanayan bir yara.Devletimiz maalesef bu konuda yeterince özen göstermiyor.İşverenlerin insafına bırakıyor.Denetim de yapmayınca ..Ortaya çıkan tablo facia...
            Son Haberler    Yaşam Bölümüne eklenen son 10 adet haber.
            Diğer Haberler    Yaşam Bolümüne eklenen son 31 adet haber.
ARŞİVDE ARA
Döviz
Cinsi  Alış   Satış 
Dolar1.83901.8479
Euro2.31122.3223
Hava Durumu
Istanbul