İş sağlığı ve güvenliğinin dar ve geniş anlamda birçok tanımı olmakla birlikte kısaca:
İşyerinde işin yürütülmesi sırasında, çeşitli nedenlerden kaynaklanan sağlığa zarar verebilecek koşullardan korunmak amacıyla yapılan sistemli ve bilimsel çalışmalardır.
Şeklinde tanımlayabiliriz.
Bir işyerinde İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda çalışmalar yapılmasından amaç;
İş, çevre ve sosyal faaliyetlerden kaynaklanan tehlikelerin önlenmesi, sağlıklı ve güvenli, yaşama ve çalışma ortamı sağlanarak insanların kayıplarının en aza indirilmesidir.
Bu amaçları üç başlık altında sıralayabiliriz.
a-Çalışanları korumak: Çalışanları iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı koruyarak ruh ve beden bütünlükleri sağlanmış olacaktır. İşletmelerin insan sermayesi kaybedilmeyecektir.
b-Üretim güvenliğini sağlamak: İşyerlerinde üretim güvenliğinin sağlanması; iş verimini artıracak, üretime kaza olmaması nedeniyle ara verilmeyecek, makineler durmayacak veya hasar görmeyecek bunlara bağlı olarak ekonomik kazanç olacaktır. Hammadde ve sermaye korunacaktır.
c-İşletme güvenliğini sağlamak: İşletme güvenliğinin sağlanması ile; makine / tesisat, araç, gereç korunmuş olacak, makinelerin devre dışı kalmaları, patlama olayları, yangın gibi işletmeyi tehlikeye düşürebilecek durumlar ortadan kalkacaktır.
Amaçlardan görüleceği gibi İş Sağlığı ve Güvenliği sadece çalışanın değil Üretimin ve İşletmenin güvenliğini de sağlamayı hedeflemektedir. Anlaşılacağı üzere bir işyerinde İş Sağlığı ve Güvenliği çalışmaları yapmak İşverenin yatırımlarının, saygınlığının korunması anlamına da gelmektedir. Çünkü sipariş veren firmalar tedarikçilerinin taahhütlerini zamanında yerine getireceğinden emin olmak isterler.
İş Sağlığı ve Güvenliğinin İşverenlere getirdiği bir takım yükümlülükleri vardır. Bu 4857 sayılı İş yasasının 77. maddesinde açıkça ifade edilmektedir.
‘’İşverenler işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak, işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdürler.
İşverenler işyerinde alınan iş sağlığı ve güvenliği önlemlerine uyulup uyulmadığını denetlemek, işçileri karşı karşıya bulundukları mesleki riskler, alınması gerekli tedbirler, yasal hak ve sorumlulukları konusunda bilgilendirmek ve gerekli iş sağlığı ve güvenliği eğitimini vermek zorundadırlar. ‘’
İş Sağlığı ve Güvenliğine ilişkin Risk Grupları Tebliğinde 5 ana grup tanımlanmıştır. Grup numarası arttıkça işyerinin Riskli olduğunu göstermektedir. Örnek verecek olursak tüm madenlerin işletmeciliği, madenlerin zenginleştirilmesi, taş ocakları, mermer ocakları, blok mermer işleme fabrikaları, petrokimya tesisleri, kimya tesisleri, tüm inşaat faaliyetleri, Çimento ve klinker imali,Çöp ve kanalizasyon işleri,Piroteknik malzeme hazırlama ve imali işleri vb gibi toplam 65 kalem iş 5. risk grubu olan en riskli işler grubunda sayılmaktadırlar.Görüleceği üzere Piroteknik malzemelerin (aydınlatma ve işaret fişekleri, havai fişekler, şenlik maytapları, tabanca mantarları benzerleri) hazırlama ve imali işleri de bunların içerisindedir.Yani en Riskli grup içerisinde yer almaktadır.
İşyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliğinin sağlanması için 4857 sayılı İş Yasasında 5.bölümde yer alan 13 madde vardır. Yine bu maddelere dayanılarak çıkartılmış 30 civarında yönetmelik vardır.
4857 Sayılı Yasada yer alan 80,81 ve 82 maddelerde yer alan hükümlere göre İşverenler çalışan sayısı 50 ve daha yukarı olmak kaydı ile bu maddelerde belirtilen kişileri istihdam etme ve kurullar kurmak zorundadırlar.Yalnız 81.madde de 50 ve daha fazla çalışanı istihdam eden işyerleri İşyeri Hekimi görevlendirmeleri gerekirken,82.madde de sanayiden sayılan,devamlı olarak 50 çalışan istihdam eden ve 6 aydan fazla süreli işlerin yapıldığı işyerlerinde İş Güvenliği ile görevli bir mühendis görevlendirmekle yükümlüdür hükmü yer almaktadır.Yine 82. madde ile aynı kriterlerin sağlandığı işyerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği kurulması zorunluluğu bulunmaktadır.Bu maddelerin uygulanması çıkartılmış yönetmeliklerle tanımlanmıştır.Bu bilgiler ışığında İşverenler İş Güvenliği konusunda kendileri Mühendis iseler İSG çalışmaları yapmak,değilseler bir mühendisi bu konuda görevlendirmekle yükümlüdürler.Ancak işyerinde çalışan sayısı 50 den az ise bunların hiç birisinin nasıl yapılacağı konusunda yasa ve yönetmeliklerde açık bir hüküm bulunmamaktadır.Ülkemizdeki işyerlerinin yapısını az çok bilenler buralarda işverenler eğer zorunlu değillerse 50 çalışan sınırını hiç aşmamakta,aşmak gerektiğinde de işleri parçalayarak 4857 sayılı İş yasasında da yer alan Alt İşverenlere devretmek suretiyle yasal yükümlülükten kurtulmaktadırlar.Çalışan sayısı 50 nin altında buluna işyerlerinde İşverenler İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda sorumluluğu üzerlerine almakta ve fakat bu konuda bir yaptırımları olmamaktadır.Zaten ülkemizdeki işyerlerinin %95 inin çalışan sayısının 50 nin altında olduğu bilinmektedir.Ayrıca çalışan sayısı 50 nin üzerinde olan ve yasada belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmeyen işverenler eğer bir denetime tabi tutulurlar ve bu konuda bir yaptırım uygulanırsa 80,81 ve 82. madde ve 2008 yılı için bu ceza 904 YTL dir.Bu ceza bir kez uygulanmaktadır.Her ay denetim yapılmadığından ya da işverenlerin bu görevlileri istihdam ettiklerinin ya da İSG kurulu kurduklarının ve kurulları çalıştırdıklarının bir bildirim zorunluluğu olmadığından denetimleri de mümkün olamamaktadır.Bu denetimlerin de İş Teftiş Heyeti bünyesinde bulunan ve sayıları yeterli olmayan teknik İş Müfettişlerince yeterince etkin yapılamadığı düşünülürse durumun vahameti ortaya çıkmaktadır.Ancak ve ancak bir ihbar olursa ya da işyeri İşletme Ruhsatı almak üzere başvurursa bir denetim yapılmakta ve hiç te caydırıcı olmayan cezalara uğramaktadır.Tabi bu arada İş yeri açma ve İşletme Ruhsatı almamasına rağmen faaliyetlerine devam edebilmektedir.Ancak işverenler en büyük bedeli ve cezayı Davutpaşa daki patlamada olduğu ödemektedirler.Fakat bu kez de iş işten geçmiş olduğundan toplumda yarattığı infial,denetimi yapması gereken kurum ve kuruluşların laçkalığı,boş vermişliği ve çaresizlikleri yine toplum vicdanını derinden yaralamaktadır.
İstanbul da patlamanın olduğu işyeri gibi daha binlerce işyeri mevcuttur.İzbe,havasız,yeterince aydınlatılmayan,hiçbir iş güvenliği önlemi alınmayan (İşyerindeki mevcut Tehlikeler ve Riskler konusunda bilgilendirilmeden,gerekli eğitimler yapılmadan,ihtiyaçları olan koruyucu donanımlar kendilerine verilmeden )işyerlerinde sosyal güvencesiz sayısız işçi çalışmaktadır.Çalışanlar daha üzerinde işlem yaptıkları makinelerin,elektriğin,kullandıkları-çalıştıkları malzemenin ne olduğunu,kendi sağlık ve güvenliklerini nasıl etkilediğini dahi bilmeden çalışmaktadırlar.Oysa kullandıkları hammaddelerin,ara mamullerin,kimyasalların ambalajları üzerinde Malzeme Güvenlik Bilgi Formları olmalı ve bunları okuyarak kendilerini tehlikelerden ve risklerden koruyabilmelidirler. Çocuk denecek yaşlarda çalıştırılmaktadırlar Okula gitmeleri gereken yaşlarda ,aileye maddi katkı sağlamak amacıyla adeta bilinçsizce ölüme gönderilmektedirler.Bu patlamada ortaya çıktı ki daha henüz 17 yaşında ve hiçbir bilgisi olmadan,sosyal güvencesiz çalışanlar en fazla zararı görmektedirler.
İş Sağlığı ve Güvenliğinin sağlanmasında sosyal taraflardan birisi de sendikalardır. Ancak sendikaların bu konuda yeterince aktif olamadıkları kendilerinin dahi konuyu yeterince bilmedikleri, geçmiş tecrübelerden bilinmektedir. Kaldı ki sendikalar çok büyük sayıda işçi bulunan işyerlerinde örgütlendikleri ve İşverenlerin de bir kısım mevzuat hükümlerine uyarak şeklen de olsa İş Sağlığı ve Güvenliği gereklerini yerine getirdikleri bir gerçektir. Hatta bu konuda yönetim sistemleri vardır. OHSAS (TSE) 18001 İş Sağlığı ve Güvenliği yönetim sistemi ülkemizde gerek yabancı ortağı bulunan, gerekse de tamamı yabancı olan büyük işyerlerinde uygulanmaktadır.
İstanbul da ve tüm Türkiye de Sanayinin (küçük,orta,büyük) bir envanterinin çıkartılarak hızla bunların denetiminin,mevzuata uyumlarının sağlanması gerekmektedir.Tabi bunlardan önce AB yolunda Türkiye nin Ulusal mevzuatının uyumlaştırılması gerekmektedir.Bir tahminle göre ülkemizde işyerlerinde 22 milyon çalışan olduğu tespit edilirken,diğer taraftan da 5 milyon civarında aktif sigortalı olduğu söylenmektedir.Yani kabaca 15-17 milyon sosyal güvencesiz çalışan bulunmaktadır.Öncelikle bu sorunun çözülmesi,bununla beraber de İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuatı gerekleri yerine getirilmelidir.İş Sağlığı ve Güvenliği mevzuatı hükümlerinin sadece sanayiden sayılma,devamlı 6 aydan fazla işlerin yapıldığı ve 50 kişinin çalıştığı işleri kapsaması ölçütü kaldırılarak;tarım,ticaret ve sanayi başta olmak üzere devlet memurlarını da kapsam içerisine alarak tek bir çalışan olsa dahi uygulanması gerekmektedir.Sanayide çalışan işçinin karşı karşıya kaldığı Tehlike ve Riskler olduğu kadar hastanelerde çalışan Doktorlar,hemşireler ve diğer sağlık personeli de bir takım tehlikeler ve risklere maruz değil midir? Her mesleğin kendisine has Tehlikeleri ve Riskleri bulunmaktadır. Tüm üretim araçları;tüm kimyasallar, elektrik, yüksekte yapılan çalışmalar, Hastanelerde çalışma vb Tehlike kaynaklarıdır. Bu tehlike kaynakları ile çalışmanın birçok riskleri bulunmaktadır. Örneğin elektriğe çarpılma riski, makineye elini sıkıştırma riski, yüksekten düşme riski, AİDS e Hepatite yakalanma riski vb gibi çoğaltabileceğimiz birçok örnek bulunmaktadır.
Yukarıda da belirtildiği gibi İşverenlerin çalışanlarına karşı birçok yükümlülükleri bulunmaktadır. Kısaca bunlar:
İşyerindeki bütün Riskleri tespit ederek değerlendirmek, önlemek, kaynağında bunlarla mücadele etmek. İSG için araç ve gereçleri sağlamak. Teknoloji ve yenilikleri takip etmek. Tehlikeli araç, gereç, malzeme ve hammaddeleri tehlikesiz veya daha az tehlikeli olanlarla değiştirmek.
Toplu koruma önlemlerine kişisel koruma önlemlerine göre öncelik vermek. İşin –donanımın ve çalışanın arasında uyum sağlanması çalışması yapmak, ergonomik yöntemler uygulamak.
Acil durum planları, yangın önleme planları yapmak. bunlarla ilgili tatbikatlar yapmak ve bunları kayıt altına almak. Makine ve donanımlar için koruyucu ekipmanlar bulundurmak. İşyerinde standart işaretlemeler yapmak, ikaz-uyarı ve yasaklama işaretleri, afişleri asmak. Kanserojen, genetik bozulmaya neden olan malzemeler ve diğer kimyasal malzemelerle çalışmalarda sınırlama, koruma sağlamak bunlarla ilgili çalışanları bilgilendirmek. Çalışanları karşı karşıya bulundukları tehlikeler ve mesleki riskler konusunda bilgilendirmek, eğitim vermek, verdirmek de dâhil her türlü önlemi almak. Çalışanların İSG çalışmalarına katılmalarını sağlamak. Alınan tüm önlemlerin uygulanmasını sağlamak ve sonuçlarını denetlemek, gerekirse yeni önlemler almak.
Şeklindedir.İşverenlerin bu alınmayan önlemler ve yapılmayan İSG çalışmalarından dolayı ya da aldıkları önleme uyulup uyulmadığı konusunda denetim yapmamalarından doğan sonuçlar karşısında sorumlulukları bulunmaktadır.
Çalışanların ise ;İşverenin aldığı tüm İSG önlemlerine uymak,kendilerine teslim edilen tüm kişisel koruyucu donanım ve ekipmanları düzgün kullanmak,işverenin koyduğu tüm İSG kurallarına uymak ve düzenlediği İSG etkinliklerine katılmak zorunluluğu vardır.
İşyerinde yeterli güvenlik önlemlerinin alınmadığını gören,bilen bir işçinin gerekli önlemler alınana kadar işini yapma,görevini yerine getirmeyi reddetme hakkı vardır.Yasada kağıt üzerinde olan bu hakkın pratikte kullanılması pek mümkün olamamaktadır.Çünkü sosyal güvencesiz ve örgütsüz olan işçinin işten çıkartılması söz konusudur.Bunu bilen işçi sesini çıkartmaz,çıkartamaz.Esasen işyerindeki tehlikeleri ve riskleri bilmesi bunlar konusunda işverenden talepte bulunabilmesi için de önceden İş Sağlığı ve Güvenliği konusunda bilgi sahibi olması gerekmektedir.Bu ise ancak eğitim gördüğü okullarda (bu ilköğretimden tutunda üniversiteye varana kadar tüm eğitim aşamalarında sağlanmalıdır) İSG konusunda bilgilendirilmesi ile olanaklıdır.Ülkemizde böyle bir eğitim mevcut değildir.
İşyerlerinin açılabilmesi için öncelikle İşyeri açma ruhsatı alması gerekmektedir.Bunun için yapılması gerekenler ÇSGB tarafından çıkartılmış bir yönetmelikte tanımlanmıştır.Fakat az sayıda işçi çalıştırılması ya da bu şekilde düzenleme yapılması işyerlerini 4857 sayılı İş Yasası kapsamının dışında tutmaktadır.İkinci olarak işyerlerinin üretim faaliyetlerine başlayabilmeleri için yine ÇSGB tarafından verilen İşletme Belgesi almaları gerekmektedir.Ancak bir işyeri bundan sonra üretime geçebilir.Hatta bu konudaki düzenlemeler öyle yapılmalıdır ki İşyeri açma ruhsatı ve İşletme belgesi almayan belirli prosedürleri yerine getirmeyen işyerlerine : Elektrik,Su,Telefon bağlanmamalı,vergi numarası verilmemeli irsaliye ve fatura bastırması engellenmelidir.Fakat ne yazık ki bu prosedürleri yerine getirmeyen işverenler işyerlerini açmakta,tamamen kayıtdışı üretimlerine devam etmektedirler.Hatta bu konuda işverenlerin işyeri açmaları ve üretim faaliyetlerini rahatça sürdürebilmeleri için İstihdamı artırıcı,işverenlerin yükünü hafifletici düzenlemeler adı altında zaten uygulanamayan mevcut düzenlemeleri de ortadan kaldıran yeni düzenlemeler yapılmaktadır.
İşyerlerinin üretim faaliyetlerine başlamadan önce yapılacak işe ait Tehlikelerin belirlenmesi,bu tehlikelerin içerdiği Risklerin analiz edilerek önlemler alınması gerekmektedir.Zaten bu çalışmalar yapılmış olsaydı.Piroteknik malzeme üretimi vb belirli işlerin Zeytinburnu’ndaki iş hanı,toplu işyerleri gibi binalarda sanayi sitelerinde üretime geçememesi sonucu ortaya çıkardı.İstanbul’un değişik yerlerine yayılmış durumda bu ve buna benzer bir çok sanayi sitesi,iş hanı bulunmaktadır.Bunların bir envanteri de bulunmamaktadır.Bu işyerlerinin konut olarak kullanılan yerleşim birimlerine yakınlığı ve iç içe geçmişliği de ayrıca ilave riskler yaratmaktadır.Dolayısı ile başta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ,İç İşleri Bakanlığı,Yerel yönetimlerin ciddi bir çalışma yaparak aslında çarpık yapılaşma ve sanayileşmenin bir sonucu olan bu duruma çözüm yolları aramaları,çözümler üretmeleri ve bu çözümlerin de yapılacak düzenlemelerle birlikte bir plan dahilinde uygulamalarının yapılması gerekmektedir.Düzenlemeyi yaptık vatandaş uysun,olumsuz durumu bildirsin mantığı ile değil ciddi takip ve izleme sistemleri ile de yürütülmesi gerekmektedir.
Zafer KESKİN
www.zaferkeskin.com
Bu haber toplam 1128 defa okundu.