Kulise kulak kabartınca

Çoktandır CHP kulislerine göz atmamıştık...
Dün sabah biraz dolaştık...
DeÄŸiÅŸen bir ÅŸey yok.
Bir Nazif Kurucu vardı... Avukattı.
Milletvekilliği yaptı... Onun bir hikâyesini hatırladık.
Seçim olur ve yeniden milletvekili seçilemeyen birkaç arkadaş "çilingir sofrasında" buluşur. "Birinci kadehte" konuşulan konu:
- Biz olmadan Meclis nasıl çalışır, ülke nasıl yönetilir?
"İkinci kadehin" konusu:
- Yazıhaneyi de kapatmıştık... Şimdi ne iş yapacağız, evin geçimini nasıl sağlayacağız?
"Üçüncü kadehte" kafalar bulunmuş, gözler sulanmıştır:
Benim çocuklar Meclis berberinde tıraş olmaya alışmışlardı... Şimdi çocuklara ne diyeceğim?
Bizim hanıma da herkes milletvekili eşi diye itibar ediyordu... Şimdi ne olacak?
Nazif Abi "anılarını" bir kitapçıkta toplamıştı...
İmzalayıp, bize de yollamıştı...
Belki 30 yıl önce.
CHP kulislerine kulak kabartınca "Nazif Kurucu'yu andık." Neler mi konuşuluyordu dün CHP kulislerinde?
Yönetimde ben olmadan CHP'nin oyu artmaz ki.
Bilgi bende, birikim bende... Bensiz CHP'den bir ÅŸey olmaz ki.
Ben... Yalnız ben...
Mutlaka ben...
Aman harcanmasın

Bir yerlere geleceÄŸi belliydi.
Daha öğrenciyken siyasetin içindeydi.
ANAP'ın Beşiktaş örgütündeydi.
Yine ANAP'ta İstanbul İl Geçlik Kolu Başkanlığı yaptı. 21'indeyken "Dünya Genç Demokratlar Birliği Başkan Yardımcısı'ydı." 5 dil konuşur... Adı Faik Tunay.
***
Şimdi 30'unda... CHP'nin en genç milletvekili.
Bir gün taksi durağında, bir gün esnaf odasında, bir gün müftü efendinin yanında. "Kurultayla, parti içi çekişmeyle" ilgisi yok.
***
Acı ama gerçek... Onun CHP'de yükselme şansı pek yok... Zira:
1. CHP'de "kulp takmayı" severler... Yarın biraz sivrilince "sen ANAP'tan geldin" derler.
2. CHP'de "bir hizibe mensup olmak" gerekir... "Hiziplere, parti içi çekişmelere" girmeyene pek itibar etmezler.
Bir zamanlar...

Şeref Bakşık... CHP'nin efsane isimlerinden.
İnönü CHP'sinin "Genel Sekreteri" idi. Şeref Bakşık anılarında (CHP ile Bir Ömür- 526 sayfa) anlatır.
İsmet Paşa bir "bütçe konuşmasına" hazırlanırken, Şeref Bakşık'ı çağırır:
- Şeref seni ırgat gibi çalıştıracağım.
***
İnönü, Şeref Bakşık ve Muammer Erten "gece saat 03.30'a kadar" çalışırlar...
Pembe Köşk'te.
Sonra "birer ticari taksiyle" evlerine dönerler.
Mevhibe İnönü "onları" telefonla arar:
- Evinize sıhhatle ulaşıp ulaşmadığınızı paşam merak ediyor.
***
Bugün CHP'de "ırgat yok... Herkes ağa." Eğer gece yarısı çalışan varsa...
Mutlaka "kurultay hazırlığında."
Kurultay
CHP'de "profesör" çok. Tıp profesörü, anayasa profesörü, siyaset bilimi profesörü.
Ama CHP'de bir de "akademik unvansız" profesörler var... Onlar "üniversite profesörü" değil... Fakat... "Kurultay profesörü."
"Kurultay nasıl yapılır?..
Nasıl kazanılır" gibi konularda her biri birer "ordinaryüs profesör." Ne demişti Orhan Veli "Kitabe-i Seng-i Mezar" da? "Hiçbir şeyden çekmedi dünyada Nasırdan çektiği kadar
Yazık oldu Süleyman Efendiye."
Kemal Kılıçdaroğlu şiir yazmaya heves edecek olsa...
Galiba "hiçbir şeyden çekmedik/ Şu kurultay hastalığından çektiğimiz kadar" diye başlar.
CHP gerçekten "seçim kazanmak" için değil, "kurultay kazanmak" için kurgulanan, fikir üreten, örgütlenen bir parti.
Ne zaman?...
Fatih Altaylı'nın sorusudur:
- Ne zaman adam oluruz? CHP'liler de "böyle bir soru" bulsalar. "Ne zaman iktidar oluruz" diye. "Doğru yanıt" galiba şudur:
- Birbirimizi yemek için harcadığımız emeği, rakiplerimizi yenmek için harcadığımız zaman.
Bu yazı toplam 12 defa okundu.