23 Şubat 2012 Perşembe 10:07
RSS
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Ana sayfaya Dön // Ahmet KEKEÇ
Ben de mutsuzum
24 Ocak 2012 Salı
Ahmet KEKEÇ   e-posta : akekec@stargazete.com

Bir “Fransa” ve “Sarkozy” yazısı iyi giderdi ama konunun taliplisi çoktur bugün...

Nihayetinde “özgürlükler ülkesi” olarak pazarlanan Fransa’da berbat bir yasa çıkıyor.

Daha berbatları da var...

Her bir şeyi tartışabilirsin, Türkiye Cumhuriyeti aleyhinde her türlü fikri ve fiili nümayişte bulunabilirsin ama “1915’te olanlar soykırım değil, tehcirdir” diyemezsin.

Bunu akademik düzeyde de tartışamazsın.

Çünkü, Fransa parlamentosu ve senatosu yeterli akademik formasyona sahip üyelerle dopdolu ve icabında tarih yazacak birikime sahipler.

Bir “Fransa yazısı” iyi giderdi ama benim ilgimi başka bir konu çekiyor.

Hani, “12 Eylül soruşturması” başlamış, iddianame yazılmış, Kenan Evren ve arkadaşlarının 4 Nisan’da mahkeme karşısına çıkarılacakları kesinleşmişti de,  yıllardır 12 Eylül üzerinden ekmek yiyen arkadaşları derin bir mutsuzluk sarmıştı ya...

Kitaplar yazdılar...

İşkence olgusunu tartışan filmler çektiler...

Oyunlar koydular...

Zülfü Livaneli’den türküler çığırdılar.

Parçalanmış hayatları, işini gücünü ve “geleceğini” kaybetmiş insanları, sürgünleri, işkence mağdurlarını anlattılar... Kenan Evren ve arkadaşlarına lanetler okudular...

Bütün bu yekûndan devasa bir “12 Eylül edebiyatı” çıktı.

Bu cümleden olarak, 82 Anayasası’nın ne berbat bir anayasa olduğunu, derhal ve acilen “yeni sivil bir anayasa” yapılması gerektiğini de forumlar ve sempozyumlar düzenleyerek, panel ve konferanslarda konuşarak, bir güzel ezberlettiler.

Biz de inandık...

Zannettik ki, “militarizmle ödeşme” düşüncesinde samimiler.

Zannettik ki, Kenan Evren nefreti, sahici bir nefrettir ve bizi anti-militarist bir iklime taşıyacaktır.

Bakıyoruz, hepsi mutsuz.

Kenan Evren’e, darbe yaptığı için değil, “arkadaşlarını” işkenceye yatırdığı için kızıyorlarmış. 12 Eylül’e de, “anti militarist bir kalkışma” olduğu için değil, 27 Mayıs’ın kazanımlarını” ortadan kaldırdığı için karşı çıkıyorlarmış.

Derhal ve acil anayasa isteği de, gerçekleşmeyeceğini düşündükleri için, spor olsun diye seslendirilmiş bir düşünceymiş.

Benzeri bir mutsuzluğu BDP ve PKK canibinde de görüyoruz.

BDP ve PKK, yıllarca “işkence”, “gözaltında kayıplar”, “17 bin faili meçhul cinayet” edebiyatı yaptı...

Neredeyse bütün siyasetlerini, bu “kayıplar” üzerine bina ettiler.

Diyarbakır ve Şırnak’ta yapılan kazılarda, toplu halde insan cesetleri çıkıyor... Mutsuzlar.

JİTEM dosyası açılıyor... Mutsuzlar.

Bölgede terör estiren “komutanlar” derdest ediliyor... Mutsuzlar.

Faili meçhul cinayete adı karışmış “görevliler” yargı önüne çıkarılıyor, bir bölümü mahkûm ediliyor... Mutsuzlar.

Şemdinli bombacıları yakalanıyor... Mutsuzlar.

Şemdinli bombacıları hakkındaki beraat kararı bozuluyor ve ağır cezalara çarptırılıyorlar... Mutsuzlar.

Başlangıçta diyorlardı ki, “Olağanüstü hal kaldırılsın, Kürk kimliği inkâr edilmesin, başka da bir şey istemiyoruz...”

Hem olağanüstü hal kaldırıldı, hem ötesine geçildi.

Fakat, PKK ve BDP’yi mutlu görmek kabil olmuyor.

Bu mutsuzluğun sebebi, Ümit Fırat’ın da belirttiği gibi, bir gün PKK infazlarının ortaya çıkarılacak olması mı?

Şiddete mazeret üretmek dışında doğrudürüst politika üretemeyen BDP ne diyor bu işe?

Hasip Kaplan ne diyor?

Daha da önemlisi, Sırrı Süreyya Önder dostumuz ve BDP otobüsünde zafer işareti yaparken yakalanan “asabi hanımefendi” ne diyor?

İlginçtir, “liberaller” olarak bilinen gazeteci ağabeylerimiz de mutsuz ve hâlâ “Ankaralılaşmak” diye lafı geveleyip duruyorlar.

Bu da beni mutsuz ediyor işte...

Bu yazı toplam 9 defa okundu.
Puan Verin : puanpuanpuanpuanpuan
    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiş...
            Son Yazıları     Yazara ait son 100 adet yazı.
ARŞİVDE ARA
Döviz
Cinsi  Alış   Satış 
Dolar1.74241.7508
Euro2.30612.3172
Hava Durumu
Istanbul