TBMM Başkanı Cemil Çiçek, ''İdeolojik bağnazlık içinde olan, belli konulara ideolojik gözlüklerle bakarak görev yapan kurumlardan kaliteli, verimli, iyi yönetimi temin edecek ve sorunlara çözüm bulacak kararları çıkarmanız mümkün olmayacaktır'' dedi.
Adalet Bakanlığı Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü tarafından Feriye Lokantası'nda düzenlenen ''Kamu Denetçiliği (Ombudsmanlık) Çalıştayı''nın açılışında konuşan Çiçek, Kamu Denetçiliği Kurumunun Türk tarihi ve kültüründe dayanakları ve benzer örnekleri olduğunu bildirdi.
Tüm dünyada önemli bir değişim yaşandığına dikkati çeken Çiçek, ''Bu değişimin en hızlı, en köklü ve en dipten yaşandığı ülkelerin başında Türkiye geliyor. Avrupa Birliği süreciyle ilgili olarak yasal, yapısal ve kurumsal anlamda çok önemli düzenlemeler yapıldı. Ancak halen işin başındayız. Bunun önündeki en önemli engelin yürürlükteki anayasa olduğunu ifade etmek isterim'' dedi.
Başta anayasa olmak üzere Türkiye'yi yeniden teşkilatlandırma ve mevcut yapıları daha çağdaş yapılara dönüştürmenin ülkenin öncelikli görevi olduğunu vurgulayan Çiçek, şunları kaydetti:
''Kamu Denetçiliği ile ilgili çalışmaları ben Adalet Bakanı olduktan sonra güncelleştirdik. Yunanistan ile eşleştirme çalışmalarını yürürlüğe koyduk. O zamanki sayın Cumhurbaşkanı, 'anayasal dayanağı yok' dedi. Biz farklı düşünceyle ısrar ettik. Bu defa da Anayasa Mahkemesinden döndü. Çok şükür şimdi anayasal dayanağı var. Önümüzdeki hedef, bunu artık anayasa çerçevesinde yürürlüğe koymak ve böylesine bir imkandan ülkemiz insanlarını da yaralandırmaktır.''
-''Kurumlar ihtiyaçtan doğar''-
Devletin aynı konuya odaklanmış birden çok kurumu bulunduğunu ifade eden Çiçek, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Başarı söz konusu olduğunda herkesin üstüne atladığı, sorumluluk söz konusu olduğunda herkesin piyasadan kaybolduğu bir uygulamayı da yaşayan insanlar olarak yeni bir kuruma Türkiye'de ihtiyaç var mı? Türkiye'nin neyi eksik ki başımıza bir de ombudsmanlık çıkarıyoruz? Bu soruları soranlar olacaktır. Önce şunu kabul etmemiz lazım; kurumlar ihtiyaçtan doğar. İhtiyaç varsa ve mevcut yapılar bu ihtiyacı karşılayamıyorsa, o zaman ya eskilerle idare edeceksiniz ya yeni bir düzen, yeni bir ruh vereceksiniz ya da bunlarla da boşluk doldurulamıyorsa yeni yapılaşmalara gitmeniz gerekmektedir. Çünkü artık insanlar verilenlerle yetinmiyor. Yeni talep ve arzuları var. Bunları da karşılamak konusunda ülkeyi yönetenlerin sorumluluğu var. Hem bu ihtiyaçlar karşılanacak, hem de bu ihtiyaçlar karşılanırken günümüz dünyasında tartışılan ve varılmak istenen nokta, kaliteli bir hizmet verimlilik ve ülkelerin iyi yönetimidir. Eğer ülke bu manada mevcut yapılarla bu hizmetleri götüremiyorsa ya da sunduğu hizmetlerinde yeterli kalite yoksa ona yeni müracaat ve hak arama yolları göstermemiz gerekmektedir. Türkiye'nin mevcut yapısına bakıldığında Kamu Denetçiliği Kurumuna ihtiyaç var gözüküyor.''
Cemil Çiçek, gelişmiş demokrasilerde, bu uygulamadan iyi sonuçlar elde edildiğini belirterek, ''Türkiye'nin bu imkandan mahrum kalması bence doğru değil. Bir an evvel geçmiş tecrübeler ve gelişmiş ülkelerdeki uygulamaları dikkate alarak bizim ülkemize kazandırmak gerekiyor. Daha evvel tasarı halinde Meclis'e sevk edilmiş olan bu taslağı, bu toplantıda bir kez daha gözden geçirmek ve kısa sürede TBMM'de yasalaştırmak ve 2012'de milletimize kazandırmamız önemli bir adımdır'' dedi.
-Yargı ve siyasete etkisi-
Türkiye'de bir insanın başı derde girdiğinde, idare ve idari görevlilerinin davranışlarından dolayı onuru rencide olanların başvuracak yer bulamadığını belirten Çiçek, şunları kaydetti:
''Başvuracak yer var olduğunu sandığımız yerler, vatandaşın talebini karşılayamıyor. Böyle bir kurum iki kesimin iş yükünü azaltacaktır. Bunlardan biri yargıdır. Türkiye'de hak arama bilinci arttıkça yargının işi de artıyor. Kamu Denetçiliği Kurumu, en başta idari yargı olmak üzere savcılıklarımıza yapılan şikayetleri belli ölçüde azaltacaktır. İkincisi bu kurum, siyasetçilerin iş yükünü azaltacaktır. Vatandaşların bir haksızlığa maruz kaldığı iddiası ya da idareden yeterli ilgiyi görmediğinde en kestirmeden başvurduğu siyasetçidir, milletvekilidir.''
Çiçek, vatandaşların başka hak arama yolları varken siyasetçilere başvurmasının çok yaygın olduğunu belirterek, ''Ombudsman ile ilgili kaynaklara baktığımızda bu anlattıklarımı bulmak imkansız. Bu Türkiye'ye has bir özellik. Bu durum, uygulamanın bir an önce gerçekleşmesini gerektirmektedir'' diye konuştu.
-Sakalın bıyığa şikayet edilmesi-
Geçmişteki devlet yapısında vatandaşın hak arama konusunda psikolojik eşikler bulunduğunu ifade eden Çiçek, şöyle konuştu:
''Bizim kamu görevlilerinin ismi devlet memurudur. Çünkü o kendini millete karşı değil, devlete karşı sorumlu hisseder. Bu görevliler bir itirazla karşılaştığında 'Git bildiğin yere şikayet et' demektedir. Bu sakalın bıyığa şikayet edilmesidir. Bizim ülkemizde meslek dayanışması, birbirini koruma içgüdüsü yasalardan önce gelir. Çünkü kol kırılır yen içinde kalır. Önemli olan kolu kırmamaktır. Ombudsman, kolu kırmadan devlete güveni sağlamak, devletle vatandaş arasındaki köprüyü sağlam kurmak adına önemli bir görev ifa edecektir. Demek ki vatandaşların, devletin geriye dönük uygulamaları nedeniyle idari itirazlar yoluyla şikayetini iletmesi çok mümkün değil, çünkü vatandaşın yüzüne kapının kapandığını biliriz ve bir jargon olarak kullanılan 'Git bildiğin yere şikayet et' sözünden bir şey çıkmadığını biliriz.''
Çiçek, vatandaşların yargıya gitmesinin de çok kolay olmadığını dile getirerek, ''İnsanlar hem parasal konulardan kaynaklı, hem de mahkemelere karşı duydukları çekingenliklerden dolayı yargıya gitmiyorlar'' dedi.
Parlamentoda dilekçe ve insan hakları gibi bazı komisyonların bulunduğunu kaydeden Çiçek, ''Bu komisyonlarda da istikrarı sağlamak her zaman mümkün olmuyor. Çünkü parlamentolar sık sık değişiyor. Bizim ülkemizde her seçimde Meclis'in üçte ikisi değişiyor. Bizim ülkemizde en çok değişime uğrayan kurum parlamentodur. Bu kadar değişimin olduğu bir yapıda, bu sorunlara çözüm üretmek her zaman mümkün değil. Bu ve benzeri sebeplerden Kamu Denetçiliği Kurumu'na ihtiyaç vardır. Umut ediyorum, bunu fazla geciktirmeden ülkemize kazandırırız. Bu kurumun anayasal dayanağı var. Yasal dayanağını çıkardığımızda da bu beklentileri karşılayacağını ümit ederek hayata geçirmemiz gerekiyor'' diye konuştu.
Çiçek, kutuplaşma ve gerginliklerin yaşandığı toplumlarda bu tip görevleri yapacakların kişiliği, şahsiyetine dikkat edilmesi gerektiğinin altını çizerek, ''İdeolojik bağnazlık içinde olan belli konulara ideolojik gözlüklerle bakarak görev yapan kurumlardan kaliteli, verimli, iyi yönetimi temin edecek ve sorunlara çözüm bulacak kararları çıkarmanız mümkün olmayacaktır. Bunun için yasanın çıkması önem arz ediyor. Ancak en başta görev yapacak kamu yöneticisinin kişiliği, kamuoyundaki saygınlığı, tarafsızlığı ve bağımsızlığı bu kuruma çok şey kazandıracaktır. Bunu yasadan daha önemli buluyoruz. Çünkü yasalara hayat veren, ülke için lüzumlu hale getiren, uygulamalar olacaktır'' dedi.
Bu haber toplam 37 defa okundu.