|
|
Zaman Tünelinde Yolculuk
10 Şubat 2012 Cuma - 22:30:05
Zaman Tünelinde Yolculuk
|

Zaman Tünelinde Yolculuk
Yıllara meydan okuyan, yaşayan çınar At Sahibi ve Yetiştirici Abdullah
Şahin, dikkat çeken açıklamalarıyla bu hafta Yarış Dünyası okurlarıyla buluştu.
Yaklaşık 1 asır yetiştirdiği atlarla 1278 kez yarış kazanıp Türk atçılığına
damga vuran konuğumuz başarıya uzanan yaşam öyküsünü anlatırken hiçbir yerde
duyulmayan nostalji tadında ifadelere yer verdi. Şahin, tutkuyla gönül verdiği
mesleğinde babasının yolunda emin adımlarla ilerleyip safkanlarının kırdığı
rekorları, atçılığımızın dünü ve bugününü başarılı meslek öyküsüyle anlatırken
bakın zaman tünelinde doyumsuz hangi ifadelere yer verdi.
-
Ahmet Tuğ: Sizi yıllardır sahalarda yakından tanırım.
Aslında Türk atçılığında sizden daha eski bir atçı yok, diyebilirim. Yarış
Dünyası okurları için kendinizi tanıtır mısınız?
-
Abdullah Şahin: 1932 yılında Elazığ’ın Yünlüce Köyü’nde
doğdum. O yıllarda köyümüzde okul olmaması nedeniyle Mulla Köy Nahiyesi’nde
ilkokulu tamamladım. Nakliye arabası olmayınca rahmetli babam Topo Şahin
beni atların üzerinde okuluma götürmek suretiyle okulumu bitirmeme yardımcı
olmuştu. Babam köyümüzde hayvan besiciliği yapıyordu. Ben de okul tatil
olduğu zamanlarda babamın yanında çalışıyordum. O tarihlerde çiftliğimizde,
atlarımız da vardı. Zaman zaman atlarımıza binek yapar, onların bakımını
üstlenirdim. O yıllarda TJK henüz kurulmamıştı. Babam rahmetli Topo Şahin
1942 yılında Elazığ, Diyarbakır, Şanlı Urfa, Erzurum, Malatya, Sivas ve
Samsun’da yapılan mahalli yarışlarda atlarımızı koştururdu. Nitekim
atlarımızın büyük bir bölümü birinci olurdu. Atlarımızın kazanma sevincini
hep birlikte yaşardık.
-
Ahmet Tuğ: 1278 kez yarış kazandınız. Bu başarı nasıl
gelişti?
-
Abdullah Şahin: 1948 yılında TJK kuruldu. 1950 yılında
ise resmi kurum oldu. 1952 yılında henüz Adana Hipodromu kurulmamıştı.
Adana’nın Karşıyaka semtinde sanayi alanında yarışlar yapılmaya başlayınca
biz de atlarımızı buraya getirip yarışlara iştirak etmeye başladık. TAHİR ve
UÇAR isimli iki Arap safkanı ile kazandığımız yarışlarla Türk atçılığında
rahmetli babam Topo Şahin olarak isim yapmaya başladı. UÇAR isimli safkan 6
kez yarış koştu ve hiç geçilmedi. İlerleyen yıllarda yarışlar şimdiki
THY’nin olduğu yerde Emek Mahallesi’nde yapılmaya başlandı. Burada da
yapılan yarışlarda atlarımız güzel yarışlar kazanmaya devam etti. O günkü
mutluluğumu şu anda anlatmam mümkün değil. O günler, hatıralarımda. 1961
yılında Adana Yeşiloba Hipodromu kuruldu. Bizim atlarımız, 1962 yılında
Adana Yeşiloba Hipodromu’nda yarışlara iştirak etmeye başladı. Aynı yıl ben
köyümüze döndüm. Sahadan ayrılıp hayvan besiciliğine başladım. Bu işim 10
yıl sürdü. Rahmetli babam Topo Şahin’in sağlık durumu bozulunca atlarımızın
yanına dönme mecburiyetinde kaldım. Babam artık yaşlandığı için 1975 yılında
atlarımızın başına ben geçtim. O yıllarda TJK’nın durumu maddi açıdan iyi
olmadığı için belli atçılarımızın ahır yapmasına izin veriyordu. 7 tane
ahırı biz yaptırdık. Tüm masrafları kendimiz karşıladık. Veliefendi
Hipodromu içerisinde yaptığımız bu ahırlar 1979 yılında Başbakan Ecevit
döneminde elimizden alındı. TJK, Tarım Bakanlığı’na bağlandı ve
kurumsallaştı. Ailece buna bizler de çok sevindik. Atlara olan tutkumuz daha
da arttı. Yarışlara mutlak suretle katılmaya başladık. Rahmetli babam, 1963
yılında Sultansuyu Harası’nda yetişen taylardan 7 tane almıştı. Bu
safkanların başarısı babamı ve benim atlara olan tutkumu öyle arttırmıştı ki
sabahları saat 04.00’de sahada olmamız yetiyor, artıyordu. I ŞAHİN’i
Adana’da 8 kez koştuk ve kupalar kazandık. Yaz yarış sezonunda İstanbul’da
1600 metre çim pistte o tarihte 1.45.00 derece yaparak Türkiye rekoru
kırdık. 1966 yılında rahmetli babam, ZÜBEYDE ve GÜVEN isimli safkanları
aldı. O tarihlerde bugünki imkanlar olmadığı için yapılan satışlarda ZÜBEYDE
isimli safkanı gebe olarak almışız. Bu safkanı aldığımızda 6 yaşındaydı. 8
yaşında yarış yaşamı biteceği için mecburen bu safkanı gebe olarak
koşturduk. 20 kez yarış koştu ve 20 kez kazandı. Daha sonra doğum yaptı.
Doğumdan 3 ay sonra Ankara yarışlarına götürdük. 4 kez yarış koştu ve 4
yarışını da kazandı. Toplam 24 kez yarış kazandı. Bunların içerisinde 7’si
kupalı yarışlardı. Bu safkanı daha sonra kış yarış sezonunda Adana’ya
götürdük. 6 yarış koştu ve yine geçilmedi. Adana Vali Kupası son yarışıydı
ve o yarışında ZARAHAN isimli safkana burun farkıyla geçildi. Bu safkan
şampiyon bir safkandı. O yılların usta Jokeyi Dede Mutlu ile geçilmesi
bizleri çok üzmüştü. 1971 yılında ahırın başında bulunan biri olarak
ihaleden YEŞİLTEPE isimli safkanı aldım. O yıllarda yarım kan safkanlar
piyasada fazla vardı. Bu safkanın her yarışında yarım kan safkanlar olurdu
ve safkan bu tip safkanların arkasında olurdu. Yarışı 2. tamamlardı. Şimdi
saha temizlendi. Hatay Koşusu’nda dahi 2. olabildik. Bu safkanı devlet
kanalıyla Irak’a aygır olarak sattık. ZÜBEYDE isimli safkanımızın yarış
yaşamı bitince 1976 yılında Sultansuyu Harası’na bakım için bıraktık. SAFFET
isimli aygırla aşım sezonunda DERYAKIZI isimli bir tayımız oldu. Bu taydan
sonra ZÜBEYDE’nin tekrar taylarını almak için Sultansuyu Harası’na
gönderdik. YÜNLÜCELİ, NAZİFE, CELABUS ŞAHİN, KANATLI isimli dört şampiyon
tay daha aldık. Bu anneden bu safkanlarla da 123 kez yarış kazandık. CELABUS
ŞAHİN 1400 metre çim pistte 1.30.00 yaparak Türkiye rekoru kırdı. 1982
yılında KARTAL I isimli İngiliz safkanı aldım. 36 kez yarış kazandı. Bu
yarışlardan 27’si kupalı yarışlardandı. 1983 yılında 3 Arap tayı aldım.
Bunların içerisinde SİPERSİYAL’ı 13.500 TL ile satın aldım. Yılın en pahalı
tayıydı. Bu safkanla çok yarışlar kazandım. O zamanın yeni atçısı M.Hanifi
Şahin’e sattım. Kendisinde de 19 kez yarış kazandı. KARTAL I’in kardeşi
ŞAHİN I’i aldım. Bu safkanla 15 kez yarış kazandım. İstanbul’da 5 kez yarış
kazandım. izmir’de 63 kilo ile güzel bir yarış kazandım. Bu safkanı da
M.Hanifi Şahin’e sattım. Yine kendisinde de çok yarış kazandı. Daha sonra
kendi haramı kurdum. Elazığ’da KARTAL’ın yavrularını aldım. Sayısız yarışlar
kazandım. Bu safkanın yavrusu NURŞİVAL 1990 yılının şampiyon, hiç geçilmeyen
ALBATUR’u iki kez geçerek en fazla yarış kazanan tay oldu. 1994 yılında
babam Topo Şahin vefat etti. Ahırın tüm yükü bana kaldı. O gün bugün 1278
kez yarış kazandık. Bizim ahırda 63 yarış geçilmeyen HAFİYE vardı. Onunla
Hatay Koşusu’nu kazandık.
-
Ahmet Tuğ: Türk atçılığının canlı bir tarihisiniz.
Atçılığımızın dünü ile bugünü karşılaştırırsanız neler söylemek istersiniz?
-
Abdullah Şahin: Eskiden ilkel yollarla atçılık
yapılıyordu. Bugün ise modern, sistemli bir çalışma ortamı var. Herkes
birbirine yardım ederdi. Bugün yardımlaşmadan eser yok. Herkes birbirinin
kuyusunu kazıyor. Sahada bilgili at sahipleri vardı. Ancak şimdi o atçılar
maalesef yok. Tek tesellimiz at hastahaneleri güzel donatılmış, bilgili
veterinerlerimiz mevcut. 24 saat atlarımıza değer veriyorlar. Bizlere
yardımcı oluyorlar. Safkan İngiliz At Sahipleri ve Arap Atları Dernekleri
var. Ehli kişilerden seçiliyorlar ve büyük çabaları var. Eskiden böyle bir
şansımız yoktu. Bu çok önemli.
-
Ahmet Tuğ: Atlarla olan yaşamınızı ne kadar yazsak
bitmez. Buna rağmen bize anlatacağınız anılar neler?
-
Abdullah Şahin: Yaşım itibariyle anlatacağım anılarım
bitmez. Aldığımız kupaların ve yarışların sayılarını hatırlayamaz oldum.
Benim unutamayacağım en anlamlı yarış rahmetli babamın saglığında aldığı son
kupalı yarıştı. 5 Ocak tarihinde Adana’nın düşman işgalinden kurtuluşu. Bu
anlamlı günde düzenlenen kupalı yarış, diyebilirim. O zamanın Adana
Büyükşehir Belediye Başkanı Aytaç Durak’tı. Kupa töreni sonunda Başkan,
babamı öpmek istediğinde rahmetli babam Başkan’a yönelip: “- Erkek erkeği
öpmez” dedi. Bu durum Başkan’ın çok hoşuna gitti. O gün bugün Durak,
kendisiyle öpüşüp tebrik etmeyi kaldırdı. Hatta çektirdiği fotografı
bilboardlara astırdı. Benim için önemli bir anıdır.
-
Ahmet Tuğ: İstanbul ve İzmir’den sonra Adana’da Nisan
ayında gece yarışlarına merhaba diyor. Bu konuyla ilgili neler söylemek
istersiniz?
-
Abdullah Şahin: Yapılan hizmetleri alkışlamak gerekir.
TJK, son yıllarda yaptığı hizmetlerle Avrupa düzeyine yaklaşıyor. Bunda
tabii Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı M.Mehdi Eker’in büyük katkısı var.
Aynı zamanda TJK Asli Üyesi - TYAYSD Başkanı İnci Özdemir’in buralarda
olması büyük şans. Temennim bizim yörelerimize dönüp bir bakıp şans
tanısınlar. Geçtiğimiz yıl 8.500 TL’ye yarış koşuyorduk. Elazığ, Şanlı Urfa,
Diyarbakır yarışlarının ikramiyeleri bu yıl biraz arttırılmış görünüyor.
Bence bu artış oldukça az. Çünkü buraya getirilen atlar çok sorunlu. Bunlara
daha fazla masraf yapılıyor. Bu atlarla ilgilenen seyis, antrenör, at
sahipleri zor şartlarda yaşıyorlar. Haftada bir yarış olunca durum pek iç
açıcı olmuyor. Umarım Elazığ yarışları için hipodromumuza çim pist yapılır.
-
Ahmet Tuğ: Çok eski bir at sahibi olarak sahalarımızdaki
sabah sohbetlerinden, dostluklardan bahseder misiniz?
-
Abdullah Şahin: Hayatımızda ne tat ne tuz kaldı. O eski
günlerdeki sabah sohbetlerinden ise hiç eser kalmadı. Hangi masada çay
içsek, diye sabahları şaşkınlık yaşardık. Rahmetli Bilge Güven, TJK eski
Başkanı Basri Karabucak, Hasan Adalı, Galip Ekenler, Ali Atlı, Nevzat
Zaimoğlu, Nazım Mutlu, Cemal Kura, Halim Celaloğlu, Hüseyin Özsakallı, Fehmi
Kozbağ, Tünkut Aksungur, Ömer Caf, Niyazi Atamer, Nuri Dürüst, Avram Barokas,
İsmail Dinçer, Fethi Atan, Mehmet Karamehmetler ile yıllarca sabahları
doyumsuz sohbetler yapardık. Şimdi ise sabahları sohbet edecek bu
insanlardan ancak bir elin parmağı kadar kaldı.
-
Ahmet Tuğ: Gerçekleştirdiğimiz röportaj için teşekkür
ederiz. Son olarak neler söylemek istersiniz.
-
Abdullah Şahin: Herkese sağlık diler, Yarış Dünyası
Ailesi’ne teşekkür eder, başarılar dilerim.
Bu haber toplam 36 defa okundu.
|